121 milyar liralık soru
Bir düşünün...
Mahallenizde bir bakkal var. Vergi kaydı silinmiş. Kestiği faturaların çoğu sistemde görünmüyor. Komşular defalarca ihbarda bulunuyor. Banka bile “Burada sorun var” diye yazı gönderiyor. Ama o bakkal sadece açık kalmıyor, iş hacmini de katlayarak büyütüyor.
İşte Merkez Bankası denetçilerinin Sipay hakkında hazırladığı raporun ortaya koyduğu tablo tam olarak buna benziyor.
Önceki yazılarımı okuyanlar bilir. PayBull, PayCO ve son olarak da Sipay gibi ödeme kuruluşlarının MASAK ve çeşitli resmi inceleme raporlarına ulaştım.
Bu kadar ağır tespitlerin bulunduğu bir Merkez Bankası raporundan sonra Sipay için nasıl faaliyetlerine devam kararı verilebildi?
Çünkü raporun anlattıkları sıradan eksiklikler değil. Raporu okurken insanın aklına ilk gelen kelime “sistematik” oluyor.
Denetçiler 1.039 işyerini incelemiş. Bunların 327’sini yüksek riskli bulmuş. Yani her üç işyerinden biri. Bu işyerlerinden geçen para ne kadar?
121 milyar 494 milyon lira. Bugünkü kurla 2.6 milyar dolar.
Bankalar bazı işyerleri için; “Bahis riski var”, “Amaç dışı POS kullanıyor”, “Olumsuz istihbarat mevcut” şeklinde notlar göndermiş.
Normalde ne beklersiniz?
Bu işyerlerinin faaliyetlerinin durdurulmasını. En azından detaylı inceleme yapılmasını. Ama rapora göre tam tersi olmuş. Bu uyarıların ardından aynı işyerleri üzerinden geçen işlem hacmi 107 milyar lirayı aşmış.
Raporun belki de en ürkütücü bölümü vergi kayıtları.
İncelenen 90 faturanın 54’ü Gelir İdaresi sisteminde görünmüyor. Başka bir ifadeyle her 10 faturadan 6’sı yok. Bir esnaf vergi denetiminde böyle bir tabloyla karşılaşsa ne olur? Muhtemelen günlerce ifade verir. Burada ise denetçiler bunun organize biçimde araştırılması gerektiğini söylüyor.
Daha sonra iş re’sen terkin edilen şirketlere geliyor.
Yani devletin fiilen kapanmış kabul ettiği firmalara. İlk 450 büyük işyerinin 243’ü bu durumda. Yüzde 54... Yani yarısından fazlası. Bazıları vergi kaydı silindikten sonra işlem yapmaya devam etmiş. Bazıları ise vergi kaydı silindikten sonra müşteri olmuş.
Bir başka bölüm ise adeta polisiye roman gibi...
Hakedişlerin işyerine değil, üçüncü kişilere gönderildiği örnekler var.
Aynı IBAN’ı kullanan farklı şirketler var. Bir cüzdandan on binlerce farklı hesaba para transferleri var.
Bu paranın gerçek sahibi kim?
Aslında bütün dosyanın özü de burada. Paranın kaynağı kadar, nereye gittiği de bilinmiyor.
Raporda Libya bölümü dikkat çekici.
69 bin yabancı kart işleminin 44 bini Libya kaynaklı. Rapora göre seçilmiş işyerlerinde Libya menşeli kartlardan gelen hacim 70.31 milyon USD ve bu, 2023-2025 dönemi boyunca kuruluşun USD işlem hacminin yaklaşık yüzde 94.16’sını oluşturuyor. Üstelik işlemler Libya’nın resmi tatil günlerinde belirgin şekilde düşüyor. Bu artık tesadüf değil. Denetçilerin dikkatini çeken de bu.
Bazı hesaplardan binlerce farklı kişiye para çıkışı yapıldığı görülüyor. Bir hesap 17 binden fazla farklı banka hesabına transfer gerçekleştirmiş.
Bir de savcılık aklama suçu soruşturma bürosunun yazısı var.
Uzatmandan özet geçeyim.
Bu yazıya göre Sipay’ın hisselerinin 2019 yılında tamamen Turgut Nezih Sipahioğlu’nda toplandığı, 2024 yılı sonunda ise şirketin Hollanda merkezli Sipay Holdings B.V’ye devredildiği görüldü.
Sipay Holdings B.V’nin kontrolünün de yine Sipahioğlu’nda bulunduğu anlaşıldı.
Ayrıca Sipay altyapısının son yıllarda çeşitli yasadışı faaliyetlerde kullanıldığına ilişkin bulgulara, cumhuriyet başsavcılığına intikal eden farklı soruşturmalarda rastlandı.
Sipay yatırımcısı olarak öne çıkan Nusret Can Yanyalı’nın, CEO’luğunu üstlendiğini belirttiği Jova Digital, Duuple ve JuiceBot isimli girişimlerin, hakkında yakalama kararı bulunan Burak Başel’e ait olduğu belirlendi.
Yanyalı’nın ayrıca Malta’da yerleşik Murat Mayda ile aynı IP adresleri üzerinden banka hesaplarına erişim sağladığı, iki ismin Corepeys Ltd ve International Finance House Ltd şirketlerinde yöneticilik yaptığı görüldü.
Bu şirketlerin Burak Başel bağlantılı olduğu, avukatı tarafından yapılan açıklamalar ve açık kaynak verileriyle de desteklendi.
İncelemelerde söz konusu yapıların, yasadışı bahis sitelerine yazılım hizmeti sunan Pronet Gaming Ltd ile bağlantılı olduğu bilgisine ulaşıldı.
Anlatılanlardan açıkça görüldüğü üzere Sipay yatırımcısı olan Nusret Can Yanyalı’nın yasadışı bahis örgütleri ile yakın ilişkide olduğu tespit edilmiş.
Yapılan incelemede, Turgut Nezih Sipahioğlu’na ait Global Trust ve Conpani Global markalarının kullanım haklarının, babası Ömer Sipahioğlu’nun yönettiği Hollanda merkezli Stak International Fidelity fonuna ait olduğu belirlenmiş.
Fonun sahip olduğu İngiliz şirketleri arasında yer alan Coforza’nın tek yetkilisinin, farklı pasaportlar kullanarak çok sayıda bağlantılı şirkette görev aldığı tespit edilen Ertugrul Salich Oglou olduğu görülmüş.
Bu kişinin ilişkili olduğu şirketlerin önemli bölümünün Kasım Garipoğlu kontrolünde bulunması, ayrıca Coforza’nın eski unvanının Garipoğlu’na ait GKPay olması ve şirketlerde ortak yöneticilerin yer alması dikkate alındığında, Turgut Nezih Sipahioğlu’nun Sipay’ın gerçek faydalanıcısı olmadığı, asıl faydalanıcının gizlenmesi amacıyla trust yapısının kullanıldığı anlaşılmış.
Bakın bu bilgiler Google’dan değil. Savcılık makamının bizzat resmi belgelerinde yer alıyor.
O zaman şu soru akla geliyor: Bu kadar ağır bulgular varsa neden lisans tamamen ortadan kalkmadı?
Aslında meselenin en kritik noktası da burada.
Mesele, Türkiye’de ödeme sistemlerinin ne kadar denetlendiği ve denetim raporlarının ne kadar sonuç doğurduğudur.
121 milyar liralık soru hâlâ masada duruyor.
Kaynak-https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/murat-agirel/121-milyar-liralik-soru-2512501





YORUMLAR